ANONİM ŞİRKET GENEL KURUL KARARLARININ HÜKÜMSÜZLÜĞÜ

Anonim şirketlerde genel kurul (“GK”), pay sahiplerinin iradelerini açıkladıkları ve ortaklık iş ve işlemlerine dair kararlar aldıkları temel irade organıdır. GK kararları, hukukî sonuç doğuran kolektif irade beyanları niteliğinde olduklarından birer hukuki işlem olarak değerlendirilmektedir. Bu kararların hukuk düzeninde geçerlilik kazanabilmesi hem oluşumlarına hem de içeriklerine ilişkin olarak kanunda ve esas sözleşmede öngörülen kurallara uygun olmalarına bağlıdır. Özellikle toplantı ve karar nisaplarına uyulması, kararların kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olmaması geçerliliğin temel şartlarını oluşturmaktadır.

GK kararlarının varlık ve geçerlilik şartları, kanunun çeşitli hükümleriyle ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Bir kararın oluşumu veya içeriği bakımından bu hükümlere ya da bunlar çerçevesinde düzenlenmiş anonim şirket ana sözleşme hükümlerine aykırılık taşıması hâlinde, karar hukuken “sakat” olarak kabul edilmektedir. Bu tür sakatlıklar, ihlal edilen hukuk kuralının niteliğine göre farklı yaptırımlara bağlanmıştır. Nitekim öğretide ve uygulamada GK kararlarına ilişkin hükümsüzlük halleri; yokluk, butlan, askıda hükümsüzlük ve iptal edilebilirlik olmak üzere dört başlık altında incelenmektedir.

  1. Yokluk Nedir?

Anonim şirketlerde yokluk, genel kurul kararının hukuk düzeninde varlık kazanabilmesi için gerekli olan kurucu unsurların bulunmaması hâlini ifade eder. Bu durumda ortada hukuken geçerli bir karar bulunmadığından, söz konusu işlem baştan itibaren hiç doğmamış kabul edilir ve herhangi bir hak veya yükümlülük meydana getirmez. Bu yönüyle yokluk, hükümsüzlük türleri arasında en ağır yaptırımı oluşturur.[1]

Genel kurul kararlarının oluşabilmesi için, emredici düzenlemeler uyarınca iki temel unsurun bir arada bulunması gerekir: Bunlardan ilki genel kurul toplantısının usulüne uygun şekilde yapılması, ikincisi ise bu toplantıda bir karar alınmasıdır. Bu unsurlardan herhangi birinin eksikliği hâlinde, ortada hukuken varlık kazanmış bir karar bulunduğundan söz edilemez. Dolayısıyla, gerçekte toplantı yapılmadığı hâlde yapılmış gibi gösterilmesi veya herhangi bir oylama süreci işletilmeden karar alınmış gibi bir sonuç ortaya konulması durumunda, söz konusu işlem yokluk yaptırımı ile sakatlanır.

Uygulamada yokluk hâline yol açabilecek durumlara örnek olarak; toplantıya çağrının yetkili organ veya kişi tarafından yapılmaması, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 416. maddesinde öngörülen istisnai hâller dışında çağrısız toplantı gerçekleştirilmesi, oylama yapılmaksızın karar alındığının kabul edilmesi veya genel kurul toplantısı yapılmaksızın karar alınmış gibi gösterilmesi sayılabilir. Ayrıca, kanunen bulunması zorunlu olan hâllerde Bakanlık temsilcisinin toplantıda hazır bulunmaması durumunda alınan kararlar da yok hükmünde kabul edilmektedir. Öte yandan öğretide hâkim görüş ve Yargıtay uygulaması, toplantı ve karar yeter sayılarının hiç oluşmadığı durumlarda alınan kararların da yokluk yaptırımı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği yönündedir.[2]

  1. Butlan Nedir?

Butlan, bir GK kararının kurucu unsurları (toplantı ve karar gibi) mevcut olmasına rağmen, içeriği veya konusu itibarıyla emredici hukuk kurallarına, kamu düzenine, ahlaka veya kişilik haklarına aykırı olması durumudur. Batıl olan bir karar “ölü doğmuş” kabul edilir; yani verildiği andan itibaren hiçbir hukuki sonuç doğurmaz.[3]

Nitekim TTK m. 447. maddesinde butlan halleri “özellikle” ibaresiyle sayılmaktadır. Kanun koyucunun bu ifadeyi tercih etmesi, maddede belirtilen hallerin sınırlı sayı oluşturmadığını, ancak butlanın uygulanacağı durumlar bakımından yol gösterici örnekler sunduğunu göstermektedir. TTK 447. maddesinde butlan halleri şu şekilde sayılmıştır:

a) Pay sahibinin, GK’ye katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran kararlar:

Sadece pay sahibinin menfaatini değil, aynı zamanda anonim şirketin temel yapısını korumaya yönelik olarak kanunen tanınan bazı haklar vazgeçilmez niteliktedir. Bu kapsamda genel kurula katılma, temsil edilme, asgari oy hakkı ve kanundan doğan dava hakları gibi yetkiler, pay sahibinin rızasıyla dahi ortadan kaldırılamaz veya sınırlandırılamaz. Bu çerçevede, pay sahiplerinin genel kurula katılımını engelleyen ya da ek şartlara bağlayan, asgari oy hakkını ortadan kaldıran veya kanunda öngörülen dava haklarının kullanılmasını sınırlayan genel kurul kararları batıl kabul edilir. Özellikle yapısal değişiklikler, şirketler topluluğu ilişkileri, sorumluluk ve fesih davalarına ilişkin kanuni başvuru yollarını ortadan kaldıran düzenlemeler bu kapsamda değerlendirilmektedir.[4]

b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran kararlar:

Anonim şirketlerde pay sahibine tanınan bilgi alma, inceleme ve denetim hakları, şirketin şeffaflığını sağlamak ve pay sahiplerinin bilinçli karar alabilmesini temin etmek amacıyla düzenlenmiş olup, vazgeçilmez nitelikte haklar arasında yer almaktadır. Bu nedenle, söz konusu hakların kanunda öngörülen sınırlar dışında genel kurul kararıyla kaldırılması veya kısıtlanması, TTK m. 447/1-b uyarınca butlan yaptırımına tabidir. Bu kapsamda, bilgi alma ve inceleme hakkının tamamen ortadan kaldırılması, finansal tabloların incelenmesine ilişkin sürenin hukuka aykırı şekilde daraltılması, özel denetçi talep etme hakkının sınırlandırılması veya bu hakların kullanımının kanunda öngörülmeyen şartlara bağlanması gibi kararlar batıl kabul edilmektedir. Benzer şekilde, birleşme, bölünme ve tür değiştirme gibi yapısal işlemlerde pay sahiplerine tanınan inceleme haklarını kısıtlayan ya da yönetim kurulunu azletme yetkisini ortadan kaldıran kararlar da aynı yaptırıma tabi tutulmaktadır.[5]

c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararlar:

Anonim şirketin kurumsal yapısı; anonimlik ilkesi, sermayenin paylara bölünmüş olması, her bir payın bağımsız bir pay sahipliği konumu yaratması, ortakların sınırlı ve yalnızca şirkete karşı sorumlu olmaları, pay devrinin serbestliği, bağımsız denetim mekanizması, organlar arasında fonksiyonel ayrım, organların devredilemez yetkileri ve yönetimin hesap verebilirliği gibi temel esaslara dayanmaktadır. Bu yapısal ilkeleri ihlal eden genel kurul kararları, anonim ortaklığın sistematiğini ve dengesini zedelediği ölçüde butlan yaptırımına tabi tutulur. Nitekim bu tür kararlar, yalnızca kanuna aykırılık teşkil etmekle kalmayıp, aynı zamanda şirketin varlık sebebini oluşturan kurumsal çerçeveyi ortadan kaldırabilecek nitelikte görüldüğünden, kesin hükümsüz sayılmaktadır.[6]

Tespit Davası : Yokluğun tespiti davası TTK’da açıkça ve özel olarak düzenlenmiş değildir. Bununla birlikte öğretide, butlan ve yokluk hâllerinin sebepleri bakımından farklı, ancak hukukî sonuçları bakımından aynı nitelikte olduğu kabul edilmekte; bu nedenle butlanın ileri sürülmesine ilişkin dava rejiminin kıyasen yokluğun tespiti amacıyla açılacak davalara da uygulanabileceği savunulmaktadır.

Yok hükmünde olan bir GK kararı, hukuk düzeni bakımından baştan itibaren hiç doğmamış sayıldığından kararın hükümsüz kılınabilmesi için ayrıca itirazda bulunulması veya iptal davası açılması zorunlu değildir. Zira ortada hukukî anlamda varlık kazanmış bir karar bulunmamaktadır. Bununla birlikte, uygulamada doğabilecek tereddütlerin giderilmesi ve hukukî güvenliğin sağlanması amacıyla, hukukî yarar bulunması hâlinde yokluğun tespiti için dava açılması mümkündür.

Bu dava, söz konusu GK kararının “yokluk” ile malul olduğunun ortaya konulmasına yönelik bir tespit davası niteliği taşır. Mahkeme tarafından verilecek hüküm kurucu değil, açıklayıcı nitelikte olup yokluğun zaten mevcut olan hukukî durumunu ortaya koyar[7].

  1. Askıda Hükümsüzlük Nedir?

Askıda hükümsüzlük, bir genel kurul kararının hukuken kurulmuş ve geçerli olmakla birlikte, hüküm ve sonuçlarını doğurabilmesi için kanunda öngörülen ek şartların gerçekleşmesine bağlı olduğu durumları ifade eder. Bu kapsamda, bazı kararların yürürlüğe girmesi; belirli pay sahiplerinin icazetine, ayrı bir kurulun onayına veya ticaret siciline tescil gibi tamamlayıcı işlemlerin yerine getirilmesine bağlanmıştır. Uygulamada askıda hükümsüzlüğün en tipik görünümü, kanunda öngörülen hallerde genel kurul tarafından alınan kararların, imtiyazlı pay sahipleri özel kurulunun onayına tabi tutulmasıdır. Bu onay gerçekleşmedikçe karar askıda kalmakta; yani hukuki sonuçlarını doğurmamaktadır.[8]

  1. İptal Edilebilirlik Nedir?

Anonim şirketlerde GK kararlarının iptal edilebilirliği, bir kararın kurucu unsurlarının tam olmasına rağmen; kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırı olması durumunda yargı yoluyla ortadan kaldırılabilmesini ifade eder. Bu kararlar mahkeme tarafından iptal edilene kadar hukuk dünyasında geçerli bir karar gibi sonuç doğurmaya devam ederler; ancak iptal kararı kesinleştiğinde, kararın alındığı tarihten itibaren geçmişe etkili olarak ortadan kalkar.[9]

İptal Sebepleri:

Kanuna Aykırılık: TTK m. 445’te yer verilen “kanuna aykırılık” kavramı, yalnızca TTK hükümleriyle sınırlı olmayıp, hukuk düzeninde yer alan tüm yazılı normları kapsayacak şekilde geniş yorumlanmaktadır. Bu kapsamda, diğer kanunlar, şirket esas sözleşmesi ile tüzük, yönetmelik, kararname ve tebliğ gibi düzenleyici işlemler de bu kavramın içerisinde değerlendirilir. Dolayısıyla, bir genel kurul kararının iptali talebi; sadece TTK hükümlerine aykırılık iddiasına değil, aynı zamanda özel hukuk ve kamu hukuku alanına giren, Anayasa dahil olmak üzere tüm normatif düzenlemelere aykırılık hallerine de dayandırılabilir.[10]

Esas Sözleşmeye Aykırılık: Kararın şirketin kendi anayasası niteliğindeki esas sözleşme hükümlerine uymamasıdır. Örneğin, yönetim kurulu üyelerinin görev süresine ilişkin olarak TTK m. 362’de, üyelerin en çok üç yıl süreyle seçilebileceği ve esas sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça aynı kişinin yeniden seçilebileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme, esas sözleşme ile yeniden seçilmeye sınırlama veya yasak getirilebileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu çerçevede, esas sözleşmede aynı kişinin yeniden yönetim kurulu üyesi olarak seçilemeyeceğine ilişkin bir hüküm bulunmasına rağmen, bu kişinin tekrar seçilmesine yönelik genel kurul kararı, esas sözleşmeye aykırılık teşkil eder. Söz konusu aykırılık, TTK m. 445 kapsamında değerlendirilerek, ilgili genel kurul kararının iptaline yol açar.[11]

Dürüstlük Kuralına Aykırılık: Genel kurul kararlarının iptali sebepleri bakımından, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılık hâlleri görece daha belirgin sınırlar içermekte olup, bu tür aykırılıkların tespiti ve ispatı da nispeten daha kolaydır. Buna karşılık, dürüstlük kuralına aykırılık ve hakkın kötüye kullanılması yasağı kapsamında yapılan değerlendirmelerde aynı açıklık ve öngörülebilirlikten söz etmek güçtür. TTK m. 445’te yer verilen dürüstlük kuralına aykırılık ölçütü, esasen 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 2’de düzenlenen dürüstlük kuralının şirketler hukukundaki özel bir yansıması niteliğindedir. Bununla birlikte, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali bağlamında, dürüstlük kuralına aykırılık veya hakkın kötüye kullanılması hâllerinin hangi objektif kriterler çerçevesinde belirleneceği hususunda, öğretide tam anlamıyla yerleşik ve yeknesak bir ölçütler setinin ortaya konulduğunu söylemek mümkün değildir.[12]

Anonim şirketlerde çoğunluk pay sahipleri hem yönetim kurulunda hem de genel kurul kararlarında belirleyici bir konuma sahiptir. Bu yetkilerin şirketin menfaatleri doğrultusunda ve işlevine uygun şekilde kullanılması halinde hukuka aykırılıktan söz edilemez. Ancak çoğunluğun bu yetkileri kullanarak azınlık pay sahiplerinin haklarını zedelemesi durumunda, şirketler hukuku bakımından müdahale gerektiren bir durum ortaya çıkar. Bu çerçevede, bir genel kurul kararının yalnızca şekli anlamda kanuna ve esas sözleşmeye uygun olması yeterli değildir; kararın aynı zamanda dürüstlük kuralı ile de bağdaşması gerekir. Aksi takdirde, çoğunluk gücünün kötüye kullanılması söz konusu olur ve bu durum ilgili kararın iptaline yol açar.[13]  

Dürüstlük kuralına aykırılık, uygulamada çeşitli somut görünüm biçimleriyle ortaya çıkabilmektedir. Bu kapsamda; üyelik yapmasına fiilen engel teşkil eden yaş, sağlık veya yeterlilik eksikliklerine rağmen bir kişinin yönetim kurulu üyeliğine seçilmesi; şirketin iflasında kusuru bulunan yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesi; birlikte hareket eden yönetim kurulu üyelerinden bazılarının ibra edilip diğerlerinin edilmemesi; bilanço ve faaliyet raporlarının sorunsuz olmasına rağmen haklı bir sebep olmaksızın ibradan kaçınılması gibi durumlar dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edebilmektedir. Benzer şekilde, şirket menfaati ile açıklanamayacak şekilde, yalnızca azınlık pay sahiplerinin şirkete erişimini ve denetim imkânlarını zorlaştırmak amacıyla şirket merkezinin işletmenin bulunduğu yerden başka bir yere taşınmasına yönelik kararlar da dürüstlük kuralı ile bağdaşmamaktadır. [14]

Bu çerçevede, dürüstlük kuralına aykırılığın tespiti salt sübjektif bir değerlendirmeye değil, belirli objektif ölçütlere dayanmaktadır. Uygulamada özellikle kararın şirketin gerçek menfaatine hizmet edip etmediği, kararın alınmasında objektif ve makul bir ticari gerekçenin bulunup bulunmadığı, çoğunluk gücünün azlık pay sahipleri aleyhine kullanılıp kullanılmadığı ve kararın ekonomik sonuçlarının şirket ile pay sahipleri arasındaki menfaat dengesini bozup bozmadığı dikkate alınmaktadır. Ayrıca ibraya, şirket merkezinin nakline, şirketin sona erdirilmesine veya pay sahipliğine ilişkin hakların kullanılmasına dair GK kararlarında da çoğunluk gücünün amacı dışında kullanılıp kullanılmadığı, kararın objektif olarak şirket menfaatine dayanıp dayanmadığı ve azlık pay sahiplerini dışlayıcı bir sonuç doğurup doğurmadığı hususları birlikte değerlendirilmektedir.

Örnek İptal Edilebilir Kararlar:

Sermaye Artırımı Kararları: Şirketin ihtiyacı olmadığı halde, sırf azınlık pay sahiplerinin pay oranını düşürmek ve onları şirketten uzaklaştırmak amacıyla alınan sermaye artırımı kararları (sulandırma) dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle iptal edilebilir.[15] Şirketin her türlü demirbaş donanımı ile sermaye yapısı yeterli olduğu ve yeni bir yatırım yapılması da gerekmediği hâlde sermaye artırımına gidilmesi de dürüstlük kuralına aykırı kabul edilebilir.

Yargıtay 11. HD’nin 30.9.2020 tarih ve 2019/5331 E., 2020/3709 K. sayılı kararında somut olayın özellikleri birlikte değerlendirilerek, genel kurul kararının dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı incelenmiştir. Kararda; Davacı ile diğer ortak ile taraflar arasında devam eden boşanma süreci, şirketin uzun süredir kâr payı dağıtmamış olması, davacının geçmiş dönem kâr paylarının tahsili amacıyla dava açmış bulunması ve buna rağmen şirketin geçmiş kârları kullanarak sermaye artırımına gitmesini gerektiren objektif bir ticari nedenin bulunmaması birlikte dikkate alınmıştır. Yargıtay, tüm bu olgular ışığında, dava konusu sermaye artırımı kararının davacıyı zarara uğratma amacı taşıdığı ve bu nedenle dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Bununla birlikte, her sermaye artırımı kararının otomatik olarak iptal edilebilir nitelikte olduğu sonucuna varmak isabetli değildir. Nitekim Yargıtay 11. HD’nin 19.4.2018 tarih ve 2016/9546E., 2018/2903 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, pay sahipleri kural olarak sermaye artırımlarına katılamasalar dahi bu tür kararlara katlanmak durumundadır. Zira mevcut esas sermaye miktarı, pay sahipleri açısından kazanılmış (müktesep) bir hak teşkil etmez. Bu nedenle, pay oranlarının veya ekonomik değerlerinin azalacağı gerekçesiyle sermaye artırımına karşı çıkılması tek başına iptal sebebi oluşturmaz. Buna karşılık, sermaye artırımının şirket menfaatiyle açıklanamayacak şekilde, belirli pay sahiplerini zarara uğratma amacıyla gerçekleştirilmesi hâlinde durum farklılaşır. Bu tür bir kullanım, çoğunluk gücünün kötüye kullanılması olarak değerlendirilir ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder. Böyle bir durumda, söz konusu genel kurul kararının iptali gündeme gelebilecektir.

İç Kaynakların Kullanılması Zorunluluğu: TTK m. 462 uyarınca, bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonlar (iç kaynaklar) bulunması halinde, bu fonlar sermayeye dönüştürülmeden dışarıdan nakdi sermaye taahhüdü yoluyla sermaye artırımı yapılması yasaktır. Bu yasal zorunluluğa uyulmadan alınan bir sermaye artırımı kararı, kanuna aykırılık teşkil eder ve TTK m. 445 kapsamında iptal edilebilirlik yaptırımına tabidir.[16]

Şirket Merkezinin Taşınması: Şirketin tüm faaliyetleri bir şehirdeyken (örneğin İstanbul), pay sahiplerinin GK’ye katılımını zorlaştırmak amacıyla merkezin haklı bir sebep olmaksızın çok uzak bir yere (örneğin Kahramanmaraş) taşınması kararı iptal sebebidir.[17]

İbra Kararları: Yönetim kurulu üyelerinin görevlerini eksiksiz yapmalarına rağmen GK’ce haklı bir neden olmaksızın ibra edilmemeleri veya bazı üyeler ibra edilirken benzer durumdaki bir üyenin keyfi olarak ibra edilmemesi dürüstlük kuralı çerçevesinde iptal edilebilirdir.[18]

Bilgi Alma Hakkının İhlali: Pay sahibinin toplantıda sorduğu soruların cevapsız bırakılması veya eksik bilgi verilmesi, eğer bu durum pay sahibinin oy kullanma iradesini etkilemişse (illiyet bağı varsa) kararın iptaline yol açabilir.[19]

Gündeme Bağlılık Kuralının İhlali: GK gündeminde olmayan bir konunun (kanuni istisnalar hariç) görüşülüp karara bağlanması iptal edilebilir nitelikte sakatlıktır.[20]

Kâr Dağıtımı: Eşit işlem ilkesine aykırı olarak, bazı pay sahiplerine kâr payı verilirken bazılarının dışlanması veya haklı bir sebep olmaksızın kârın dağıtılmaması kararları iptal davasına konu olabilir.[21]

İptal Davası:

Kararın alındığı tarihten itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü olup mahkemece re’sen dikkate alınır.[22]  TTK 446’ya göre:

  1. Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten,
  2. Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, GK’ye katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, GK’ye katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri,
  3. Yönetim kurulu,
  4. Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir.

İptal davası açılması kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz. Ancak TTK 449’a göre mahkeme, yönetim kurulunun görüşünü alarak telafisi imkânsız zararları önlemek adına kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.

[1] Mehmet Toprak, “Anonim Ortaklık Genel Kurul Kararlarının Yok Hükmünde Sayılmasını Gerektiren Haller”, Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 11, Sayı 2, Aralık 2025, s. 191-213.

[2] Mehmet Bahtiyar Ortaklıklar Hukuku, 16. Baskı, Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş., İstanbul, 2022.

[3] Hasan Pulaşlı, “Anonim Şirket Genel Kurul Kararlarının Sakatlığı ve Müeyyidesi”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası (İÜHFM), C. LXXI, S. 2, 2013,

[4] Mehmet Bahtiyar Ortaklıklar Hukuku, 16. Baskı, Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş., İstanbul, 2022.

[5] Fırat Karadoğan, Anonim Şirketlerde Genel Kurul Kararlarının Geçersizlik Halleri, Dış Ticaret Enstitüsü Working Paper Series, Tartışma Metinleri, 2016.

[6] Mehmet Bahtiyar Ortaklıklar Hukuku, 16. Baskı, Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş., İstanbul, 2022.

[7] Merve Çam, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’na Göre Anonim Şirketlerde Genel Kurul Kararlarının Butlanı, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk Anabilim Dalı, İstanbul, 2022.

[8] Umur Karakaya, Anonim Şirket Genel Kurul Kararlarının Dürüstlük Kurallarına Aykırılık Nedeniyle İptali, Doktora Tezi, İstanbul Aydın Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Özel Hukuk Anabilim Dalı, Temmuz 2024.

[9] Fırat Karadoğan, Anonim Şirketlerde Genel Kurul Kararlarının Geçersizlik Halleri, Dış Ticaret Enstitüsü Working Paper Series, Tartışma Metinleri, 2016.

[10] Umur Karakaya, Anonim Şirket Genel Kurul Kararlarının Dürüstlük Kurallarına Aykırılık Nedeniyle İptali, Doktora Tezi, İstanbul Aydın Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Özel Hukuk Anabilim Dalı, Temmuz 2024.

[11] Rıdvan Alkan, TTK Bağlamında Anonim Şirketlerde Genel Kurul Kararlarının İptali, Yüksek Lisans Tezi, Doğuş Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Özel Hukuk Anabilim Dalı, İstanbul 2021.

[12] Umur Karakaya, Anonim Şirket Genel Kurul Kararlarının Dürüstlük Kurallarına Aykırılık Nedeniyle İptali, Doktora Tezi, İstanbul Aydın Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Özel Hukuk Anabilim Dalı, Temmuz 2024.

[13] Rıdvan Alkan, TTK Bağlamında Anonim Şirketlerde Genel Kurul Kararlarının İptali, Yüksek Lisans Tezi, Doğuş Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Özel Hukuk Anabilim Dalı, İstanbul 2021.

[14] İsmail Kırca, Anonim Şirket Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, On İki Levha Yayıncılık, 2022.

[15] Rıdvan Alkan, TTK Bağlamında Anonim Şirketlerde Genel Kurul Kararlarının İptali, Yüksek Lisans Tezi, Doğuş Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Özel Hukuk Anabilim Dalı, İstanbul 2021.

[16] Umur Karakaya, Anonim Şirket Genel Kurul Kararlarının Dürüstlük Kurallarına Aykırılık Nedeniyle İptali, Doktora Tezi, İstanbul Aydın Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Özel Hukuk Anabilim Dalı, Temmuz 2024.

[17] Umur Karakaya, Anonim Şirket Genel Kurul Kararlarının Dürüstlük Kurallarına Aykırılık Nedeniyle İptali, Doktora Tezi, İstanbul Aydın Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Özel Hukuk Anabilim Dalı, Temmuz 2024.

[18] Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 09.05.2016 T. , 2015/10277 E. , 2016/5229 K. Sayılı kararı

…Dava konusu genel kurulda diğer yönetim kurulu üyeleri ibra edilmesine rağmen davacı ibra edilmemiştir. İbra edilmeme kararı alınırken de somut nedenler ortaya konulmamıştır. Mahkemece, davacının ibra edilmemesine dair alınan genel kurul kararının iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne …

[19] Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’ nin19.07.2007 T. , 2006/2171 E. , 2007/10775 K.Sayılı kararı

Ortağın bilgi edinme hakkının ihlali nedeniyle, genel kurul toplantısında yanlış bir kararın alınması sonucu doğmuş ise, diğer gerekçeler yanında bu bilgi alma hakkının ihlali ile bağlantılı olarak da kararın iptali gündeme gelebilir…

[20] Rıdvan Alkan, TTK Bağlamında Anonim Şirketlerde Genel Kurul Kararlarının İptali, Yüksek Lisans Tezi, Doğuş Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Özel Hukuk Anabilim Dalı, İstanbul 2021.

[21] Umur Karakaya, Anonim Şirket Genel Kurul Kararlarının Dürüstlük Kurallarına Aykırılık Nedeniyle İptali, Doktora Tezi, İstanbul Aydın Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Özel Hukuk Anabilim Dalı, Temmuz 2024.

[22] Rıdvan Alkan, TTK Bağlamında Anonim Şirketlerde Genel Kurul Kararlarının İptali, Yüksek Lisans Tezi, Doğuş Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Özel Hukuk Anabilim Dalı, İstanbul 2021.