- Şubat 20, 2026
Anayasa Mahkemesi’nin 2022/58084 Başvuru Numaralı Kararına İlişkin Analiz
Anayasa Mahkemesi’nin 2022/58084 başvuru numaralı ve 17.09.2025 tarihli kararı (“Karar”), 16.02.2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak kamuoyuna duyurulmuştur. Karar, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun uygulanması bakımından, özellikle ifade özgürlüğü kapsamında gerçekleştirilen veri işleme faaliyetlerinin sınırlarının belirlenmesi açısından dikkat çekici niteliktedir.
Uyuşmazlık konusu olayda, yerel bir internet haber sitesi tarafından bir öğrencinin YKS sınav sonuç belgesinin; ad, soyad, fotoğraf, yerleştiği yükseköğretim programı ve yerleştirme puanı dâhil olmak üzere açık rıza olmaksızın yayımlanması üzerine, Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 06/01/2022 tarihli ve 2022/13 sayılı Kararı ile veri sorumlusu hakkında 30.000 TL tutarında idari para cezası uygulanmıştır. Başvurucu, söz konusu yaptırımın ifade ve basın özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur.
Anayasa Mahkemesi, idari para cezasının ifade ve basın özgürlüğüne müdahale teşkil ettiğini kabul etmiş; ancak müdahalenin Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan kişisel verilerin korunması hakkı ile 26. ve 28. maddelerinde düzenlenen ifade ve basın özgürlüğü arasında bir dengeleme yapılmasını gerektirdiğini belirtmiştir. Bu kapsamda müdahalenin meşru amaç, demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkesi çerçevesinde incelenmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Mahkeme, müdahalenin kişisel verilerin ve özel hayatın korunması amacına dayandığını belirterek meşru kabul etmiş; dengeleme analizinde “kamusal yarar” ölçütünü esas almıştır. Kararda, bir kişinin üniversite sınavını kazanmış olmasının, sınav sonuç belgesinin fotoğraf ve kimlik bilgileriyle birlikte yayımlanmasını haklı kılacak düzeyde bir kamusal yarar oluşturmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Haberin toplumu genel bir tartışmaya sevk edecek ağırlıkta olmadığı; kişisel verilerin tüm unsurlarıyla yayımlanmasının haber verme amacını aşan bir müdahale niteliği taşıdığı değerlendirilmiştir.
Mahkeme ayrıca, bir bilginin internet ortamında mevcut olmasının, söz konusu verinin yeniden ve sınırsız biçimde işlenmesini kendiliğinden hukuka uygun hale getirmeyeceğini açıkça ortaya koymuştur. Bu tespit, veri minimizasyonu ve ölçülülük ilkeleri bakımından önem taşımaktadır.
Bu yönüyle Karar, dijital medya faaliyetleri kapsamında kişisel verilerin işlenmesine ilişkin hukuka uygunluk değerlendirmesinin soyut bir “haber değeri” iddiasına değil, somut ve objektif kriterlere dayanması gerektiğini açık biçimde ortaya koymakta olup ifade özgürlüğü istisnasının geniş yorumlanamayacağını ve kişisel verilerin korunması hakkı ile çatıştığı durumlarda her somut olayda titiz bir dengeleme yapılmasının zorunlu olduğunu teyit etmektedir.