- Mayıs 13, 2026
ELEKTRONİK ORTAMDA İLETİLEN BORDROLARIN HUKUKİ NİTELİĞİ
İçindekiler
Toggle1. Giriş
Dijitalleşme süreciyle birlikte işverenler, ücret bordrolarını çalışanlara elektronik ortamda iletmeye yönelmektedir. Kayıtlı Elektronik Posta (‘’KEP’’), e-Devlet ve şirket içi portallar gibi kanallar aracılığıyla gerçekleştirilen bu uygulama, fiziksel dağıtım süreçlerini ortadan kaldırması ve taraflara zaman ile maliyet tasarrufu sağlaması sebebiyle giderek yaygınlaşmaktadır.
Elektronik iletim yöntemleri, yasal geçerlilik bakımından ıslak imzalı bordroyla büyük ölçüde eşdeğer kabul edilmektedir. Bununla birlikte; delil niteliği bakımından önemli bir ayrım mevcuttur. Bu ayrımın anlaşılabilmesi için birbirinden ayrı tutulması gereken iki hukuki boyutun ele alınması gerekmektedir. Birincisi bilgilendirme yükümlülüğüdür: bordronun çalışana ulaştığının kanıtlanması, 4857 Sayılı İş Kanunu (‘’İş Kanunu’’) m. 37 kapsamındaki yükümlülüğü yerine getirmektedir; KEP başta olmak üzere çeşitli elektronik kanallar bu amaca hizmet etmektedir. İkincisi ise bordronun senet işlevidir: imzalı bordro, olası bir uyuşmazlıkta işveren lehine kesin delil niteliği taşımakta ve çalışanın bordro içeriğine itirazını yazılı delille sınırlandırmaktadır. Elektronik iletim yöntemleri bu iki boyut bakımından birbirinden farklı sonuçlar doğurmaktadır.
İşbu çalışma kapsamında ise; İş Kanunu m. 37 kapsamındaki yükümlülükler; bordronun hukuki niteliği ve yargı içtihatları çerçevesinde ele alınmaktadır.
2. İş Kanunu Madde 37 Kapsamında Ücret Hesap Pusulası Verme Yükümlülüğü
İş Kanunu’nun 37. maddesi uyarınca işveren, ücret ödemesinde çalışana ücret hesabını gösterir imzalı veya işyerinin özel işaretini taşıyan bir pusula vermek zorundadır. Pusulada; ödemenin günü ve ilgili dönemi, asıl ücrete yapılan her türlü ekleme ile vergi, sigorta primi, avans mahsubu ve icra gibi kesintilerin ayrı ayrı gösterilmesi gerekmektedir. Bu düzenleme, çalışanın ücretinin tüm bileşenlerini şeffaf biçimde görmesini güvence altına almaktadır.
5 ve üzerinde çalışanı bulunan işyerlerinde ücretlerin banka kanalıyla ödenmesi zorunlu olmakla birlikte, banka dekontu veya hesap ekstresi ücret hesap pusulasının yerini tutmamaktadır. Banka kaydı ödemenin gerçekleştiğini kanıtlarken, hesap pusulası ödemenin bileşenlerini ve kesintilerin gerekçesini ortaya koymaktadır. Hesap pusulası düzenleme yükümlülüğüne aykırı davranan işveren İş Kanunu m. 102/1-b maddesi uyarınca idari para cezasıyla karşılaşmaktadır.
İş Kanunu m.37, pusulayı verme biçimi bakımından elektronik iletimi açıkça düzenlememektedir. Bununla birlikte, Kayıtlı Elektronik Posta Sistemine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik (‘’Yönetmelik’’) kapsamında oluşturulan KEP sistemi aracılığıyla bu yükümlülüğün elektronik ortamda da yerine getirilebileceği kabul edilmektedir. Yönetmelik uyarınca elektronik iletimin yasal geçerliliği teyit edilmekle birlikte, bu iletimin hangi koşullar altında kesin delil değeri kazanacağı hususunda değerlendirmeye yer verilmemiştir. Bu sorunun yanıtı, ücret bordrosunun genel hukuki niteliğinden ve yargı içtihadından hareketle değerlendirilmelidir.
3. Ücret Bordrosunun Hukuki Niteliği
İşçinin imzasını taşıyan ücret bordroları, sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir; bu bordroda yazılı hususların aksinin ispatı yalnızca yazılı delille mümkündür. İşçinin imzası, ücret ve ek ödemeleri kabul ettiğine ve ödemenin eksiksiz gerçekleştiğine karine oluşturmaktadır. İmzadan yoksun bordrolar ise bu niteliği taşımamakta; çalışan bu durumda bordro içeriğinin aksini tanık dahil her türlü delille ispat edebilmektedir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2021/7105 E. 2021/11870 K. Sayılı Kararında; İşçinin imzasını taşıyan ücret bordroları sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir; bu bordroda yazılı hususların aksinin ispatı yalnızca yazılı delille mümkündür. İşçinin imzası, ücret ve ek ödemeleri kabul ettiğine ve ödemenin eksiksiz gerçekleştiğine karine oluşturmaktadır. İmzalı ve ihtirazi kayıtsız bordro karşısında çalışan, bordroda görünenden daha fazla alacağı bulunduğunu yalnızca yazılı delille ispat edebilir; ihtirazi kayıt koymuş olması hâlinde ise her türlü delile başvurabilir. İmzasız bordrolar bu niteliği taşımamakta; işçi bu durumda bordro içeriğinin aksini tanık dahil her türlü delille ispat edebilmektedir şeklinde değerlendirmelerde bulunulmuştur.
İmzalı bordronun kesin delil niteliği, bordronun ihtirazi kayıt konulmaksızın imzalanmış olmasını gerektirmektedir. İşçinin bordro içeriğine itirazını açıkça kayıt altına alması hâlinde, daha fazla alacağı bulunduğuna dair iddiasını her türlü delille ispat etme imkânı saklı kalmaktadır. Bu ilke elektronik bordro sistemleri bakımından da geçerliliğini korumakta; dolayısıyla sisteme ihtirazi kayıt mekanizmasının entegre edilmesi zorunlu olmaktadır.
4. Yargı İçtihatları Işığında Elektronik Bordro
Elektronik bordro uygulaması son yıllarda yargı kararlarında giderek daha fazla yer bulmaktadır. Bölge adliye mahkemesi kararları incelendiğinde tutarlı bir tablo ortaya çıkmaktadır: Elektronik ortamda iletilen bordroların tebliğ edildiği kabul edilmekte; ancak çalışanın ıslak ya da güvenli elektronik imzası bulunmadıkça bu bordrolar kesin delil niteliği taşımamaktadır.
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi 25.05.2023 Tarihli 2023/1011 E. 2023/783 K. Sayılı Kararında; Davalı vekili, dosyaya sunulan imzasız ücret bordrolarının KEP sistemi üzerinden davacıya tebliğ edildiğini ve bu sebeple bordroların aksinin tanık delili ile ispat edilemeyeceğini ileri sürmekte ise de davacı tarafın imzasının bulunmadığı bordroların davacıya tebliğ edilmesinin tek başına bordro içeriklerinin davacı yanca kabulü anlamına gelmeyeceği anlaşılmakla, davalının aksi yöndeki istinaf itirazının yersiz olduğu değerlendirilmiştir
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 12.02.2026 tarihli, 2026/189 E., 2026/731 K. Sayılı kararında; KEP üzerinden gönderilen bordrolar bakımından işçinin e-imzasının aranacağı, aksi hâlde bordroların imzalı sayılmayacağı belirtilmiştir. Davalı işverenin bordrolara itiraz edilmediği yönündeki savunması bu gerekçeyle yerinde görülmemiştir.
Her iki karardan çıkan sonuç aynıdır; KEP tebligatı, bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirildiğini kanıtlayan güvenilir bir araçtır; ancak bordroyu senet niteliğine kavuşturmamaktadır. Senet niteliği için çalışanın iradi onayı —ıslak imza ya da güvenli elektronik imza— zorunludur.
5. Elektronik Bordrolarda Hukuki Geçerlilik İçin Aranan Koşullar
Yukarıda açıklandığı üzere bordronun senet niteliği kazanabilmesi için çalışanın iradi onayının kayıt altına alınması zorunludur. Bu noktada hangi teknik ve hukuki altyapının bu koşulu karşılayabileceği sorusu gündeme gelmektedir. KEP; Yönetmelik uyarınca gönderim, alım ve içerik bütünlüğüne ilişkin kayıtların kesin delil sayılması öngörülmüş nitelikli bir elektronik iletişim kanalıdır. KEP kayıtları yirmi yıl süreyle saklanmakta; ihbarlar, fesih bildirimleri ve ihtarnameler gibi hukuki nitelik taşıyan yazışmalarda tebliğ işlevi görmektedir. Bordro bildirimleri de KEP aracılığıyla yapılabilmektedir. Bununla birlikte, bordro bildiriminin kesin delil değeri taşıması için yalnızca KEP bildirimi yeterli değildir; çalışan adına güvenli elektronik imza altyapısının da sağlanması gerekmektedir.
Bu noktada 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’nun getirdiği çerçeve belirleyici olmaktadır.
- Zaman damgası; bir elektronik verinin üretildiği, değiştirildiği, gönderildiği, alındığı ve/veya kaydedildiği zamanın tespiti amacıyla elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı tarafından elektronik imzayla doğrulanan kaydı ifade etmektedir.
- Elektronik imza; başka bir elektronik veriye eklenen veya elektronik veriyle mantıksal bağlantısı bulunan ve kimlik doğrulama amacıyla kullanılan elektronik veridir.
- Güvenli elektronik imza, Kanun’un 5. maddesi uyarınca elle atılan imza ile aynı hukuki sonucu doğurmaktadır.
Buna göre elektronik bordro sisteminin kesin delil değeri taşıyabilmesi için şu koşulların bir arada sağlanması gerekmektedir:
- Bordronun güvenli elektronik imza ve zaman damgasıyla oluşturulması,
- Çalışana onay veya ret seçeneğinin açıkça sunulması,
- Belgenin görüntülendiğinin, onaylandığının ya da ihtirazi kayıt konulduğunun tarih-saat bilgisiyle kayıt altına alınması,
- Çalışanın bu yöntemden önceden haberdar edilerek yazılı rızasının alınması.
İlgili koşulların sağlanması hâlinde elektronik bordro, ıslak imzalı bordroyla aynı hukuki değeri taşıyabilecektir. Salt iletim odaklı sistemler ise bordroyu kesin delil niteliğine kavuşturmamaktadır.
GRC LEGAL YORUMU
Elektronik bordro uygulaması iş hayatında hızla yaygınlaşmakta ve taraflara maliyet, zaman ve süreç yönetimi bakımından önemli kolaylıklar sunmaktadır. Bununla birlikte uygulamanın hukuki sonuçları dikkatli bir değerlendirme gerektirmektedir.
Bordronun çalışana iletilmiş olması, İş Kanunu m. 37 kapsamındaki bilgilendirme yükümlülüğünü karşılamakta; KEP bu işlevi hukuken güçlü biçimde yerine getiren bir araç olarak öne çıkmaktadır. Ancak bordronun kesin delil niteliği kazanması salt iletim olgusuna dayanılarak sağlanamamaktadır. Yüksek Mahkemelerin tutarlı biçimde ortaya koyduğu üzere, çalışanın güvenli elektronik imzasını taşımayan bordro imzalı sayılmamakta ve kesin delil niteliği kazanmamaktadır.
Söz konusu riskin bertaraf edilebilmesi için elektronik bordro sisteminin; güvenli elektronik imza ve zaman damgası altyapısını, çalışanın onay veya ret iradesini ayrıca kayıt altına alan bir mekanizmayı ve belgenin görüntülenme ile onaylanma sürecini kronolojik olarak belgeleyen bir iz kaydını bünyesinde barındırması gerekmektedir. Uygulamanın iş sözleşmesine yansıtılması ve çalışanın önceden rızasının alınması ise bu altyapının hukuki zeminini tamamlayan zorunlu unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır.