YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ 2025/2403 E., 2024/3786 K. SAYILI KARARI KAPSAMINDA İHTİYARİ ARABULUCULUK SÜRECİ

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 24.04.2025 tarih ve 2025/2403 E., 2025/3786 K. Sayılı kararıyla; ihtiyari arabuluculuk süreci sonunda düzenlenen anlaşma tutanağının, taraflar arasında henüz bir uyuşmazlık doğmadan ve davacının gerçek iradesine dayanmaksızın oluşturulduğu gerekçesiyle geçersiz sayılmasına karar verilmiş olup; bu şekilde düzenlenen bir tutanağın işçinin işe iade talebini engellemeyeceğine ve hukuki sonuç doğurmayacağına hükmetmiştir.

  1. Başvuru Konusu & Gerekçesi

İlgili karara konu olayda, Davacı 11.11.2019 – 11.03.2023 tarihleri arasında İşveren bünyesinde iş geliştirme uzmanı olarak belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışmıştır. 11.03.2023 tarihinde iş sözleşmesi feshedilmiş, iki gün sonra 13.03.2023 tarihinde ise İşveren tarafından ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurulmuştur. Davacı bu süreç sonunda düzenlenen anlaşma tutanağının baskı altında imzalandığı, arabulucunun tarafsız davranmadığı, görüşmelerin telekonferans ile yapılmasına rağmen yüz yüze yapılmış gibi gösterildiği iddiasıyla anlaşma tutanağının geçersizliğinin tespiti ve işe iade talebiyle dava açmıştır. Davalı vekili, Davacının ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptali ve işe iade taleplerini ayrı davalar şeklinde açması gerektiğini, tutanağın iptali talebinin süresinde olmadığını, Davacının işveren vekili sıfatıyla işe iade davası açamayacağını ve taraflar arasında geçerli bir arabuluculuk anlaşması bulunduğundan davanın hukuken dinlenemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

  1. İlk Derece Mahkemesi Değerlendirmesi

İlk Derece Mahkemesince verilen ara karar ile feshin geçersizliğinin tespiti ve işe iadeye ilişkin davanın işbu davadan tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verilmiştir. Esas hakkında verilen kararda ise; arabulucunun taraflarca belirlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, aynı arabulucunun İşverene karşı birden fazla görüşme yapmasının engellenmediği, davacının arabuluculuk sürecinde bilgilendirildiği ve irade fesadına ilişkin iddiaların ispatlanamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

  1. İstinaf Mahkemesi Değerlendirmesi

Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi; arabuluculuk başvurusunun İşveren tarafından Davacının doğum izninde olduğu sırada yapıldığını, işten çıkışın SGK sistemine geç bildirildiğini ve taraflar arasında henüz bir uyuşmazlık doğmadan arabuluculuk sürecinin başlatıldığını tespit etmiştir. Tanık beyanları da bu hususları doğrulamıştır. Bölge Adliye Mahkemesi, 6325 sayılı Kanun’un 18/5 maddesi uyarınca geçerli bir arabuluculuk anlaşmasından söz edilemeyeceği, davacının iradesinin fesada uğratıldığı ve düzenlenen tutanağın yasal şartları taşımadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunu kabul etmiş; İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak davanın kabulüne karar vermiştir.

  1. Yargıtay Değerlendirmesi

Yargıtay, uyuşmazlığın 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (“6325 sayılı Kanun”)’nun 18/5. maddesi[1] kapsamında düzenlenen ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının geçerli bir anlaşma belgesi sayılıp sayılamayacağına ve bu nedenle iptal edilip edilemeyeceğine ilişkin olduğunu belirtmiştir. İncelemede, tarafların beyanları, sundukları belgeler, uyuşmazlığa uygulanacak hukuk kuralları, dava şartları ve yargılama süreci birlikte değerlendirilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılmıştır.

  1. Sonuç

Sonuç olarak, somut uyuşmazlıkta ihtiyari arabuluculuk süreci sonunda düzenlenen anlaşma tutanağının, Davacının gerçek ve serbest iradesine dayanmadığı, uyuşmazlık ortaya çıkmadan arabuluculuk sürecine başlanılamayacağı, uyuşmazlığın usule uygun yürütülmediği ve 6325 sayılı Kanun’un 18/5. maddesinde öngörülen yasal şartları taşımadığı Bölge Adliye Mahkemesi tarafından tespit edilmiş; Yargıtay da yapılan temyiz incelemesinde bu değerlendirmeyi isabetli bularak ilgili kararı onamıştır.

Karar, işverenin dava hakkını bertaraf etmek amacıyla arabuluculuk sürecini kötüye kullanamayacağını ve geçerli bir anlaşmanın varlığının yalnızca şeklen değil, maddi irade serbestisine dayanması gerektiğini ortaya koyması bakımından önem arz etmektedir. Arabuluculuk kurumunun amacı doğrultusunda işletilmesi ve işçinin temel haklarının korunması adına, bu karar benzer uyuşmazlıklarda yol gösterici nitelik taşımaktadır.

[1] 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/5: Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.