ANAYASA MAHKEMESİ KARAR BÜLTENİ

Anayasa Mahkemesi’nin 11/01/2023 Tarihli ve 2019/4055 Başvuru Numaralı Karar’ında Başvuru, Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan başvurucunun kurum aracılığıyla diğer kurum ve kuruluşlara gönderdiği dilekçelerin üst yazılarında tutuklama, suç türü ve kimlik bilgilerine rızası olmaksızın yer verilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“Kanun”) madde 28/1-ç gereğince millî savunmayı, millî güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini veya ekonomik güvenliği sağlamaya yönelik olarak kanunla görev ve yetki verilmiş kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülen önleyici, koruyucu ve istihbari faaliyetler kapsamında işlenmesi halinde başvurucunun açık rızası olmaksızın söz konusu kamu kurum ve kuruluşları ile yargı makamları veya infaz mercileri tarafından işlenebilmesi ya da aktarılabilmesi mümkündür.

Bununla birlikte başvurucunun genel nitelikli kişisel verilerinin bu durumlar dışında işlenmesinin veya paylaşılmasının ise ayrıca ve açıkça bir kanun ile düzenlenmesi veya başvurucunun açık rızasını gerektirdiği şüphesizdir. Mevzuatta infaz işlemlerinin ne olduğuna dair açık bir tanım bulunmamakla birlikte, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler hakkındaki tüm işlemlerin infaz işlemi olduğunu söylemek mümkün değildir.

Somut olayda başvurucunun üniversite, valilik, banka gibi kurum ve kuruluşlara yazdığı özel hayatına ilişkin dilekçelerin üst yazılarınca başvurucunun kişisel verilerine yer verildiği görülmüştür. Bu kurumların yargısal süreçle ilgili makamlar olmadığı açıktır. Ayrıca, başvurucu söz konusu kişisel verilerinin milli savunmayı, milli güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini veya ekonomik güvenliği sağlamaya yönelik önleyici, koruyucu ve istihbari faaliyetler kapsamında paylaşıldığı da ortaya konulmamıştır.

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (“5275 sayılı Kanun”) madde 21/3 uyarınca “Tanıya yönelik olarak hükümlülerin parmak ve avuç içi izleri alınır, fotoğrafları çekilir, kan grupları, vücutlarının dış özellikleri ve ölçüleri belirlenir. Kayıt altına alınan söz konusu bilgiler hükümlünün kişisel dosyasında veya elektronik ortamda saklanır. Bu bilgiler, Kanunun zorunlu kıldığı hâller dışında hiçbir kurum ve kişiye verilemez.”

İlgili hükümde bahsi geçen veriler biyometrik ve genetik verilere ilişkin olup, Kanun’un 6. maddesinde yer alan özel nitelikli kişisel veriler kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır. Düzenlemede yer alan özel nitelikli veriler dışında kalan kişisel veriler, hükümlü ve tutukluların kurum ve kuruluşlara gönderdikleri dilekçelerin üst yazılarında yazılabilecektir. Somut olayda başvurucunun üst yazıda yer almasını istemediği veriler, 5275 sayılı Kanun’un ilgili hükmünde yer alan özel nitelikli verilerden değildir.

5275 sayılı Kanun’un yukarıda bahsi geçen hükmünde yer alan kişisel verilerin üst yazılarda bulunmasına ilişkin usul hakkında açık ve detaylı kurallara yer verilmediği gibi konuya ilişkin başka bir mevzuat da tespit edilememiştir.

Bu durum millî savunmayı, millî güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini veya ekonomik güvenliği sağlamaya yönelik olarak kanunla görev ve yetki verilmiş kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülen önleyici, koruyucu ve istihbari faaliyetler kapsamında veya infaz işlemleriyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın, yargısal süreçle ilgili makamlar ile diğer kurumlara gönderilmesine göre farklılık öngörülmeksizin tutuklu ve hükümlülerin kurum ve kuruluşlara gönderdiği tüm dilekçelerin üst yazılarında genel nitelikli kişisel verilerine yer verilmesine olanak sağlamaktadır.

Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerinin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA karar verilmiştir.