- Ocak 2, 2026
KURUMSAL BÜLTEN – ARALIK 2025
İçindekiler
ToggleMEVZUAT DEĞİŞİKLİKLERİ
1 Ocak 2026 Tarihinden Sonra Kurulacak Şirketlerde Elektronik Ticari Defter Sistemi Zorunlu Olacak!
Ticari defterlerin elektronik ortamda oluşturulması, tutulması, saklanması ve ibrazına ilişkin “İşletmenin Muhasebesiyle İlgili Olmayan Ticari Defterlerin Elektronik Ortamda Tutulması Hakkında Tebliğ” 01.07.2025 itibarıyla yürürlüğe girdi ve aynı tarihte ETDS kullanıma açılmıştır.
Bu çerçevede, 01.01.2026 tarihinden itibaren ticaret siciline tescil edilecek tüm şirketler, pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defterini ETDS üzerinden elektronik ortamda tutmakla yükümlü olacaktır. Şirket kuruluşu tescil edilir edilmez, ayrıca bir işleme gerek olmaksızın ilgili defterlerin ETDS’de eş zamanlı şekilde kullanıma açılacağı belirtilmektedir. Yönetim kurulu karar defterinin elektronik tutulması ise şirketlerin tercihine bırakılmış durumdadır.
Kuruluşu ve esas sözleşme değişikliği Ticaret Bakanlığı iznine tabi şirketler bakımından da, pay defteri ve genel kurul defterinde ETDS’ye geçiş için öngörülen sürenin 01.01.2026’da sona ereceği belirtilmiştir
Önemli Hatırlatma: Asgari Sermaye Tutarlarına İlişkin Geçiş Süreci
31 Aralık 2026 tarihine kadar;
- Limited şirketlerde asgari sermaye tutarının 50.000 TL’ye,
- Anonim şirketlerde ise asgari sermaye tutarının 250.000 TL’ye yükseltilmiş olması gerekmektedir.
Bu tarihe kadar asgari sermaye tutarlarına uyum sağlanmaması halinde, ilgili şirketlerin Türk Ticaret Kanunu uyarınca infisah etmiş (kendiliğinden sona ermiş) sayılması gündeme gelebilecektir.
Söz konusu düzenleme, 29 Mayıs 2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7511 sayılı Kanun ile Türk Ticaret Kanunu’na eklenen Geçici Madde 15 kapsamında getirilmiştir. Bu nedenle Şirketlerin esas sermayelerini kontrol etmeleri ve yıl içerisinde belirtilen oranlar altında kalan Şirketlerin sermaye artışı yapması önem arz etmektedir.
Yeniden Değerleme Oranı ve Buna Bağlı Parasal Tutar Güncellemeleri
27.11.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan VUK Genel Tebliği (Sıra No: 585) ile 2025 yılı yeniden değerleme oranı %25,49 olarak tespit edildi. Bu oran, birçok mevzuatta yer alan maktu/alt sınır tutarların 2026 yılında güncellenmesinde dayanak olarak kullanılıyor.
Bu kapsamda, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun bakımından, Kanun’un 16. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen idari para cezası alt sınırı, yeniden değerleme oranı esas alınarak 01.01.2026–31.12.2026 dönemi için 302.484,86 TL olarak güncellendi (Tebliğ No: 2026/1, RG 12.12.2025 / 33105).
Ayrıca, Tüketici Hakem Heyeti başvurularında dikkate alınan parasal sınır da güncellendi: 2026 yılı için, değeri 186.000 TL’nin altında bulunan tüketici uyuşmazlıklarında İl/İlçe Tüketici Hakem Heyetleri görevli olacak (RG 23.12.2025 / 33116). 2025’te 149.000 TL olarak uygulanan bu sınır 01.01.2026 itibarıyla 186.000 TL olarak uygulanacak.
Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamındaki idari para cezalarının yanı sıra, tanık, bilirkişi ve arabulucu ücretleri de 2026 yılı için belirlenen %25,49 oranındaki yeniden değerleme oranı esas alınarak artırılmıştır.
Kıdem Tazminatı Yıllık Tavan Tutarı Belirlendi!
Hazine ve Maliye Bakanlığı Kamu Mali Yönetim ve Dönüşüm Genel Müdürlüğü tarafından 06.01.2026 tarihinde yayımlanan Mali ve Sosyal Haklar Genelgesi uyarınca, 2026 yılının ilk yarısında uygulanacak kıdem tazminatı yıllık tavan tutarı 64.948,77 TL olarak belirlenmiştir.
Karşılaştırma açısından, 2025 yılının Temmuz–Aralık döneminde kıdem tazminatı tavanı 53.919,68 TL olarak uygulanmaktaydı. Mevzuat gereği, kıdem tazminatı tavanının yılın ikinci yarısında memur maaş katsayılarındaki değişime paralel olarak yeniden güncellenmesi öngörülmektedir.
Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmî Gazete’de Yayımlanarak Yürürlüğe Girdi!
7571 Sayılı Kanun (kamuoyunda bilinen adıyla 11. Yargı Paketi), Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Yargı paketi kapsamında önemli değişiklikler şu şekilde özetlenebilecektir:
Ticaret ve İhale Süreçlerinde Yeni Kurallar Ticari hayatı doğrudan etkileyen İcra ve İflas Kanunu’nda yapılan değişiklikle, ihalenin feshi taleplerinde harç ve teminat yükümlülükleri sıkılaştırılmıştır; bu şartları yerine getirmeyen talepler mahkemece doğrudan reddedilecektir. Ayrıca Kamu İhale Kanunu’nda yapılan düzenleme ile itirazen şikâyet başvurularında, iddiaların haklılık oranına göre başvuru bedellerinin iadesi imkânı getirilmiştir.
Dijital Güvenlik ve Elektronik Haberleşme: Dijitalleşen dünyada güvenliği artırmak amacıyla, bilişim suçları ile mücadelede “hesap askıya alma” dönemi başlamıştır. Nitelikli dolandırıcılık veya hırsızlık şüphesi bulunan banka ve kripto hesapları 48 saate kadar askıya alınabilecektir. Ayrıca, yeni abonelik işlemlerinde biyometrik veri (yüz veya parmak izi) veya güvenli şifre ile kimlik doğrulama zorunlu hale gelmiştir. Yabancı uyruklu kişilerin ise mevcut aboneliklerini 6 ay içinde güncellemeleri gerekmektedir.
İnternet Hakları ve Sosyal Medya: Kişilik hakları internet ortamında ihlal edilen bireyler için mevcut mekanizmaların etkinliğini artırmaya yönelik düzenlemeler devreye alınmıştır. Sulh ceza hâkimlikleri, ihlalin açık olduğu hallerde 24 saat içinde içeriğin çıkarılmasına karar verebilecektir. Sosyal medya üzerinden işlenen hakaret suçları ise artık “ön ödeme” kapsamına alınarak yargı yükünün hafifletilmesi amaçlanmıştır.
Avukatlık Kanunu’nda Düzenlemeler: 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nda yapılan değişiklikler, disiplin hukukunu Anayasa Mahkemesi iptal kararlarıyla uyumlu şekilde yeniden yapılandırmıştır. Buna göre, avukatlara uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, para cezası, işten çıkarma ve meslekten çıkarma olarak net biçimde sınıflandırılmış; hangi fiilin hangi cezayı gerektirdiği açıkça düzenlenmiştir. Disiplin cezalarında tekerrür halinde daha ağır ceza, ilk defa ihlal halinde ise bir derece hafif ceza uygulanabilmesine imkân tanınmıştır. Ayrıca, avukatların görev sırasında işledikleri suçlara ilişkin soruşturma ve kesinleşmiş yargı kararlarının baroya bildirilmesi zorunlu hale getirilmiş; mahkeme kararının baroya ulaşmasından itibaren 1 yıl içinde disiplin cezası verilmemesi halinde zamanaşımı öngörülmüştür. Meslekten çıkarma hariç olmak üzere, verilen disiplin cezalarının 5 yıl sonra sicilden silinmesi imkânı da düzenlemeyle açıkça tanınmıştır.
Ceza ve İnfaz Düzenlemeleri: Kamuoyunda “Kovid-19 düzenlemesi” olarak bilinen infaz düzenlemesi, 31 Temmuz 2023 ve öncesinde işlenen suçlar bakımından bazı hükümlüler için açık cezaevine ayrılma ve denetimli serbestliğe geçiş açısından 3 yıla kadar erken yararlanma imkânını genişletmektedir. Düzenleme; kasten öldürme, cinsel saldırı/çocuğun cinsel istismarı ve terör/örgütlü suçlar gibi ağır suçları kapsam dışında bırakmaktadır. Düzenlemeden ilk etapta yaklaşık 50 bin hükümlünün yararlanmasının beklenmekte ve tahliye/infaz işlemlerinin hızlı biçimde başlatıldığı görülmektedir.
GRC LEGAL Yorumu: 11. Yargı Paketi, farklı mevzuat alanlarında yapılan eş zamanlı değişikliklerle uygulamada yeknesaklık ve hız sağlamayı amaçlamaktadır. Özellikle disiplin hukuku, infaz ve dijital süreçlere ilişkin düzenlemeler, yargı pratiğinde uzun süredir tartışılan boşlukların giderilmesine yönelik önemli adımlar içermektedir. Gerçekleştirilen bu düzenlemelerin, önümüzdeki dönemde yargı pratiği ve ticari hayat üzerindeki etkilerinin daha net biçimde ortaya çıkması beklenmektedir.
ARGE ve Teknopark İşyerleri İçin Var Olan Uzaktan Çalışma Kuralı Uzatıldı!
2512.2025 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan Teknoloji Geliştirme Bölgeleri ile Ar-Ge veya Tasarım Merkezlerinde Çalışan Personelin Gelir Vergisi Stopajı Teşvikine Konu Edilmek Üzere Söz Konusu Bölge ve Merkezler Dışında Geçirebilecekleri Süreler Hakkında Karar (Karar Sayısı: 10766) kapsamında ARGE ve Teknopark işyerleri için var olan uzaktan çalışma kuralı (bilişim personeli %100; diğerleri için %75) 31.12.2026 tarihine kadar uzatılmıştır.
GRC LEGAL Yorumu: Bu düzenleme, özellikle uzaktan ve hibrit çalışma modelini kalıcı hale getirmiş Ar-Ge ve teknokent firmaları açısından kritik bir süreklilik sağlamaktadır. Uzatma kararı alınmamış olsaydı, uzaktan çalışma uygulamasını sürdüren bazı Ar-Ge ve teknokent firmaları, gelir vergisi stopaj teşvikinden yararlanma şartlarını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilecekti. Bu yönüyle karar, sektörde beklenen ve uygulamayı rahatlatan bir adım niteliğinde olup, 2026 yılı boyunca firmalara uyum ve planlama açısından öngörülebilirlik sağlamaktadır.
YARGI KARARLARI
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin Toplum Yararına Program Kapsamında Çalışanların İlave Tediye Hakkına İlişkin Kararı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 19.11.2025 tarihli kararında, Toplum Yararına Program (TYP) kapsamında çalışan kişilerin ilave tediye ücretine hak kazanıp kazanamayacağı konusundaki Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki içtihat farklılıklarını gidermiştir. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi, TYP çalışanlarının ilave tediye alabileceğini kabul etmiş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ise aksi yönde karar vermişti. Bu çelişki, uygulamada tereddüt ve uyuşmazlıklara yol açtığı için Yargıtay, uyuşmazlığı netleştirerek içtihat birliğini sağlamıştır. Kararda, çalışanların haklarının korunmasının yanı sıra, TYP programının geçici ve proje bazlı niteliğinin işçi statüsünü etkilemeyeceği vurgulanmıştır.
Yargıtay, kararında TYP kapsamında çalışanların işçi statüsünde olduğunu ve 6772 sayılı Kanun kapsamına girdiğini belirterek, çalışmanın belirli süreli ve özel bir programa tabi olmasının, işçi vasfını ve ilave tediye hakkını ortadan kaldırmayacağını vurgulamıştır. Bu değerlendirme doğrultusunda, uyuşmazlık Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi kararına uygun olarak çözülmüştür.
Karar, TYP kapsamında çalışanların işçi statüsünün ve mali haklarının netleştirilmesi bakımından önem taşımakta ve benzer uyuşmazlıklarda uygulamaya yol gösterici niteliktedir.
Gerekçeli Kararda Yapay Zekâ Kullanımının Çerçevesi Açıklandı!
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 15.05.2025 tarihli kararında uyuşmazlığın esasından bağımsız şekilde, yargılama sürecinde yapay zekâdan nasıl yararlanıldığı ayrıca gerekçede kayıt altına alınmıştır.
Mahkeme açıklamalarına göre yapay zekâ;
- Yabancı mahkeme kararlarının teyidi,
- Yabancı hukuk kaynaklarına erişim,
- Hollandaca hukuki metinlerin Türkçe’ye çevrilmesi amaçlarıyla “teknik araç” olarak kullanılmıştır.
Mahkeme, bu kullanımın usul hukuku ilkeleri ile, Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nun 10.09.2024 tarihli ve 2024/108 sayılı “Yapay Zekâ Sistemlerinin Kullanımında Etik Davranış İlkeleri” kapsamında yürütüldüğünü belirterek, yabancı kaynaklara erişim/çeviri desteğini hesap makinesi benzeri meşru bir teknik destek olarak konumlandırmıştır.
Kararda ayrıca; yapay zekâ kullanımının açıkça beyan edildiği, yararlanılan kaynak ve bağlantıların kayıt altına alındığı, bu sayede yöntemin kanun yolu incelemesinde denetlenebilir hâle getirildiği ifade edilmiştir.
Mahkeme, kişisel verilerin korunmasına azami özen gösterildiğini ve veri paylaşımı yapılmadığını belirtirken; hukuki yorum, delil değerlendirmesi, vicdani kanaat ve nihai kararın tamamen hâkimin sorumluluğunda kaldığını ve yapay zekânın hiçbir aşamada karar verici konumda kullanılmadığını özellikle kararında belirtmektedir.
AYM, Asıl İşveren–Alt İşveren İlişkisinde Arabuluculuğa Birlikte Başvuru Zorunluluğunu Anayasa’ya Aykırı Buldu!
Anayasa Mahkemesi (“AYM”), 03.06.2025 tarihli ve 2024/157 E., 2025/121 K. sayılı kararı ile 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesinin 15. fıkrasındaki, asıl işveren–alt işveren ilişkisinde işe iade talebiyle arabulucuya başvuruda her iki işverenin birlikte katılmasını zorunlu kılan düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı bulmuştur. Mahkeme, bu kuralın işçinin mahkemeye erişim hakkını ölçüsüz şekilde sınırladığını ve dava şartı olarak öngörülen birlikte başvurunun işçiye ağır bir külfet yüklediğini vurgulamıştır.
AYM, kuralın taraf sıfatı sorunlarını önleme ve asıl/alt işverenin arabuluculuk sürecine dâhil edilmesi amacının meşru olduğunu kabul etmekle birlikte, bu amacın işçinin hak arama özgürlüğünü sınırlamadan daha hafif araçlarla da sağlanabileceğini belirtmiştir. Mahkeme, işçinin, tarafı olmadığı asıl işveren–alt işveren ilişkisini araştırıp arabuluculuk sürecine her iki işvereni dâhil etme zorunluluğunun ağır bir külfet oluşturduğunu, bu durumun işe iade talebinde bulunan işçinin mahkemeye erişim hakkını ölçüsüz biçimde sınırladığını vurgulamıştır.
Kararda, kamusal yarar ile işçinin bireysel yararı arasındaki makul dengenin kurulamadığı sonucuna varılmış, bu nedenle söz konusu düzenlemenin Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerini ihlal ettiği ve iptal edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
DÜNYADAN HABERLER
İşe Çok Erken Gelmek Fesih Nedeni Olabilir Mi?
İspanya’da görülen güncel bir iş uyuşmazlığında, çalışanın uzun süre boyunca mesai başlangıcından yaklaşık 40 dakika önce işyerine gelmeye devam etmesi, işveren tarafından işyeri düzenine ve çalışma saatlerine aykırılık olarak değerlendirilmiş ve yapılan tekrarlı uyarılara rağmen davranışın sürdürülmesi üzerine iş sözleşmesi feshedilmiştir.
Mahkeme, uyuşmazlığı “çalışanın çalışkanlığı” çerçevesinde değil; işverenin çalışma saatlerine ilişkin açık talimatlarına uyulmaması ve bu durumun işyeri organizasyonu ile güven ilişkisini zedelemesi üzerinden ele almış ve feshi hukuka uygun bulmuştur. Kararda, çalışanın erken gelmesinin tek başına değil, talimatlara rağmen ısrarla sürdürülmesinin belirleyici olduğu vurgulanmıştır.
GRC LEGAL Yorumu: Günümüz çalışma ilişkileri, aidiyet ve etik kültür kavramlarını korumakla birlikte, net kurallar ve talimat temelli bir yapıya doğru evrilmektedir. Bu karar, “çalışkanlık” veya “fedakârlık” algısından ziyade, işin tanımı ve işveren talimatlarına uygunluk ilkesinin belirleyici olduğunu göstermektedir.
Eski Çalışan “Key Jamming” ile Evden Çalışıyormuş Gibi Gösterirken Yakalandı!
Birleşik Krallık’ta eski bir polis dedektifi, evden çalışma sırasında aktifmiş gibi görünmek için klavyede tek bir tuşa basılı tutarak (“key jamming”) sistemde sürekli faaliyet varmış izlenimi yarattığı ortaya çıkan davranışı nedeniyle ağır disiplin ihlali ile karşı karşıya kaldı. Mahkeme süreci, eski dedektifin 3 Aralık 2024 – 13 Ocak 2025 tarihleri arasında toplamda 38 ayrı durumda bu taktiği kullandığını ve sistemde 85 saatlik girişinin yaklaşık 45 saatinde aslında çalışmadığını belirledi. Bu yöntemle, sistem üzerinde çalışanın sürekli aktif olduğu izlenimi yaratıldı. Ancak kullanılan gözetim ve analiz araçları, bu yapay hareketliliği tespit ederek disiplin sürecinin başlatılmasına neden olmuştur.
Sonuç olarak, ilgili çalışan Mayıs 2025’te istifa etmiş olsa da, disiplin paneli onun “ağır yanlış davranış” (gross misconduct) nedeniyle görevden alınacağını ve polislik mesleği için kalıcı olarak yasak getireceğini bildirmiştir.
GRC LEGAL Yorumu: Bu olay, uzaktan çalışma ilişkilerinde izleme ve güven dengesi konusunun giderek yargı kararlarına taşındığını göstermektedir. Uzaktan çalışmanın yaygınlaşması, işverenlerin performans ve katılım takibini teknoloji üzerinden yapmasını zorunlu kılmakta; aynı zamanda, çalışanların bu sistemleri kötüye kullanması ciddi hukuki ve disiplin sonuçlarına yol açabilmektedir. Bu vaka, işyerinde “sahte görünüm” oluşturmanın yalnızca etik değil, hukuki ve mesleki sorumluluk açısından da kabul edilemez olduğunu ortaya koymaktadır.
İşyerinde Yapay Zekâ Kullanımı ve Works Council Danışma Yükümlülüğü
Fransa’da görülen güncel bir iş hukuku uyuşmazlığında, bir şirketin yapay zekâ tabanlı yazılımları işyerinde “pilot/deneme” aşamasında kullanmaya başlaması, works council (iş konseyi) ile gerekli danışma süreci yürütülmediği gerekçesiyle yargıya taşınmıştır. İşveren, söz konusu yapay zekâ araçlarının henüz nihai olarak uygulanmadığını ve yalnızca deneysel amaçla kullanıldığını ileri sürerek danışma yükümlülüğünün doğmadığını savunmuştur.
Bu noktada belirtmek gerekir ki; Works Council (İş Konseyi), Avrupa iş hukukunda çalışanların işveren karşısında kolektif olarak temsil edilmesini sağlayan ve işyerinde seçilen bir çalışan temsil organıdır.
Nanterre Mahkemesi, somut olayda yapay zekâ uygulamalarının aylar boyunca çok sayıda çalışan tarafından fiilen kullanıldığını, bazı yazılımlar için çalışanlara eğitim verildiğini ve bu araçların günlük iş akışını doğrudan etkilediğini tespit etmiştir. Mahkeme, bu koşullar altında sürecin basit bir deneme olarak değerlendirilemeyeceğine; fiilen uygulamaya geçilmiş sayılması gerektiğine hükmetmiştir. Bu nedenle works council görüşü alınmadan AI araçlarının devreye sokulmasını hukuka aykırı bulan mahkeme, projenin danışma süreci tamamlanana kadar askıya alınmasına ve işverenin tazminat ödemesine karar vermiştir.
GRC LEGAL Yorumu: Bu karar, yapay zekâ uygulamalarının işyerinde “pilot” veya “deneme” olarak etiketlenmesinin, iş hukuku bakımından tek başına belirleyici olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Günümüzde yapay zekâ sistemleri, çalışanların iş yapma biçimini, performans değerlendirmesini ve iş organizasyonunu doğrudan etkileyen araçlar hâline gelmektedir. Mahkeme, bu gerçeklikten hareketle fiili etkiyi esas almış; çalışanlar üzerinde somut etkiler doğuran yapay zekâ projelerinin danışma yükümlülüğü dışında bırakılmasını kabul etmemiştir.
Bu yaklaşım, özellikle Fransa ve benzeri Avrupa ülkelerinde güçlü bir çalışan temsil mekanizması olan works council yapısının doğal bir sonucudur. Türkiye’de ise bu kapsamda, yapay zekâ veya dijital işyeri uygulamalarına özgü, işveren kararları öncesinde zorunlu danışma yetkisine sahip benzer bir kurumsal yapılanma bulunmamaktadır.
- Etiketler:
- KVKK
- KVKK Bülteni
- Veri İhlalleri